Fikir yükleniyor0%
üçbiriki creative

çok dilli web sitesi

İhracat İçin Çok Dilli Web Sitesi: Hangi Dil, Hangi Adres, Ne Kadar İçerik?

08.09.2026 · 33 görüntülenme

İhracat İçin Çok Dilli Web Sitesi: Hangi Dil, Hangi Adres, Ne Kadar İçerik?

İhracat yapan ya da yapmak isteyen bir üretici için web sitesi, fuar standından sonra en çok iş getiren yatırımdır. Yurt dışındaki alıcı sizi fuarda görür, kartvizitinizi alır, akşam otelde adınızı aratır. O aramada karşısına çıkan sayfa, görüşmenin devam edip etmeyeceğini belirler.

Ama “siteyi İngilizceye çevirelim” cümlesiyle başlayan işlerin büyük kısmı yarım kalıyor. Sebebi bütçe değil, en baştan yanlış soruyu sormak. Doğru soru “hangi dilleri ekleyelim?” değil, “hangi ülkedeki hangi alıcıya, hangi soruyu cevaplamak istiyoruz?”

Önce karar: kaç dil, hangi dil?

Gördüğümüz en yaygın hata, aynı anda beş dil eklemek. Sonuç şu oluyor: beş dilin de içeriği eksik kalıyor, hiçbirinde blog yazılmıyor, çeviriler yıllarca güncellenmiyor ve site yönetilemez hâle geliyor.

Sağlıklı yaklaşım kademeli olanı:

İngilizce her zaman ilk dildir. Hedefiniz Almanya olsa bile. Çünkü ilk temas çoğunlukla İngilizce kurulur ve satın alma ekiplerinin ortak dili İngilizcedir.

İkinci dil, veriyle seçilir. Son iki yılda hangi ülkelerden teklif talebi geldi? Fuarlarda en çok hangi ülkeden ziyaretçi kartviziti topladınız? Analytics’te ülke kırılımında hangi ülke başta? Bu üç kaynak genelde aynı cevabı verir. Duyguyla değil, bu cevapla seçin.

Üçüncü dil, ancak ikincisi işlediğinde gelir. İkinci dilden gerçekten talep geliyorsa, üçüncüsü yatırım olur. Gelmiyorsa, sorun dil sayısında değil, içerikte ya da tanıtımdadır; yeni dil eklemek onu çözmez.

Arapça özel bir başlıktır: sağdan sola yazım, yazı tipi ve arayüz düzeni ayrı bir çalışma gerektirir. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya satış yapıyorsanız değerlidir, ama “bir de Arapça ekleyelim” kolaylığıyla yapılacak iş değildir.

Adres yapısı: üç seçenek, tek doğru cevap yok

Çok dilli sitede ilk teknik karar, dillerin hangi adreste duracağıdır.

Alt dizin (siteniz.com/en/): En çok önerdiğimiz yapı. Tek alan adı, tek hosting, tek SSL. Türkçe sayfaların yıllar içinde biriktirdiği arama gücü İngilizce sayfaları da besler. Yönetimi en kolay, maliyeti en düşük seçenek.

Alt alan adı (en.siteniz.com): Teknik olarak ayrışması gerektiğinde, örneğin farklı bir sistem ya da ayrı bir ekip söz konusu olduğunda tercih edilir. Arama motoru açısından biraz daha bağımsız değerlendirilir; bu hem avantaj hem dezavantaj olabilir.

Ayrı alan adı (siteniz.de): Yalnızca o ülkede ciddi bir operasyonunuz, yerel bir ofisiniz ya da ayrı bir markanız varsa mantıklıdır. Aksi hâlde sıfırdan bir site daha büyütmek zorunda kalırsınız ve çoğu firma bunu sürdüremez.

Üretici firmaların yüzde doksanı için doğru cevap alt dizindir. Bizim kendi sitemiz de öyle çalışıyor.

hreflang: küçük etiket, büyük fark

Aynı sayfanın Türkçe ve İngilizce sürümleri varsa, Google’a bunların çeviri olduğunu söylemeniz gerekir. Söylemezseniz iki şey olur: ya ikisini kopya içerik sayar, ya da Alman alıcıya Türkçe sayfayı gösterir.

Bunu yapan etiket hreflang’dir. Her sayfanın <head> bölümünde, kendisi dahil bütün dil sürümlerinin adresleri listelenir. Üç kural sık atlanıyor:

Birincisi, etiketler karşılıklı olmalıdır: Türkçe sayfa İngilizceyi gösteriyorsa, İngilizce sayfa da Türkçeyi göstermelidir. Tek taraflı etiket yok sayılır.

İkincisi, x-default tanımlanmalıdır: listede olmayan bir dilden gelen ziyaretçinin hangi sürüme gideceğini belirler.

Üçüncüsü, dil kodu doğru yazılmalıdır: yalnızca dil için en, dil + ülke için en-GB. Sık yapılan hata uk yazmaktır; o kod Ukraynacadır.

Çeviri mi, yeniden yazım mı?

Bu, işin en çok para kaybettiren kısmı. Türkçe metni olduğu gibi çevirmek, teknik olarak çok dilli bir site verir ama satmaz. Çünkü Türkiye’deki alıcıyla Avrupa’daki alıcı aynı soruları sormuyor.

Türkçe sayfada “kaliteli üretim, müşteri memnuniyeti, tecrübeli kadro” yazıyor olabilir. Alman bir satın almacı ise şunları arar: hangi standartlara uygunsunuz (ISO, CE, sektörel sertifikalar), aylık kapasiteniz nedir, minimum sipariş miktarı kaç, teslim süresi ne kadar, hangi ülkelere ihracat yapıyorsunuz, teslim şekliniz ne (FOB, CIF, EXW), teknik veri sayfası var mı, numune gönderiyor musunuz?

Bu bilgiler Türkçe sitede genelde hiç yoktur; çünkü yurt içinde bunlar telefonda konuşulur. İngilizce sayfayı, çeviri olarak değil ihracat kataloğunun dijital hâli olarak kurgulayın. İçerik sayısı daha az olabilir, ama her sayfa bir soruyu kapatmalı.

Çeviri için yapay zekâ kullanmak 2026’da makul bir başlangıç. Ama ham çıktıyı yayınlamayın: teknik terimleri sektörü bilen biri kontrol etmeli. “Haddehane”, “çekme mukavemeti” ya da “galvaniz kaplama” gibi terimlerin yanlış çevirisi, alıcının gözünde tek cümlede güven kaybettirir. Yapay zekâ taslağı üretsin, uzman düzeltsin — bu ikisi birlikte hem hızlı hem doğru.

Sık yapılan altı hata

Otomatik çeviri eklentisiyle idare etmek. Sayfayı tarayıcıda çeviren eklentiler arama motorları için içerik üretmez; o sayfalar dizine girmez. Görsel olarak çözülmüş görünür, aramada hiç var olmaz.

IP’ye göre zorla yönlendirme. Türkiye’den giren herkesi Türkçeye zorlamak, İstanbul’daki bir ihracat müdürünün İngilizce sayfayı görmesini engeller. Dil seçimini öneri olarak sunun, zorla değiştirmeyin.

Dil değiştiriciyi ana sayfaya bağlamak. Ziyaretçi bir ürün sayfasındayken bayrağa tıkladığında, o ürünün İngilizcesine gitmelidir; ana sayfaya atılmak en sık terk sebeplerinden biri.

Bayrak kullanmak. Dil ile ülke aynı şey değildir. “English” yazmak, hangi bayrağı seçeceğinizi tartışmaktan iyidir.

Formu unutmak. İngilizce sayfadaki form Türkçe hata mesajı veriyorsa, ya da gelen bildirim e-postası Türkçeyse, o formu dolduran alıcı ilk izlenimini çoktan almıştır.

Yarısını çevirip bırakmak. İngilizce menüden tıklanan bazı sayfaların Türkçe açılması, sitenin tamamının özensiz olduğu izlenimi yaratır. Az sayfa, ama eksiksiz.

Teknik ayrıntılar unutulmasın

Tarih ve sayı biçimleri dile göre değişir: 15.09.2026 ile 09/15/2026 aynı şey değildir, ondalık ayırıcı virgül mü nokta mı olacağı sektörünüzde kritik olabilir. Para birimi yazarken “TL” değil fiyat verilen para birimini kullanın. Yazı tipinizin Almanca, Fransızca ve Türkçe karakterleri eksiksiz desteklediğinden emin olun — “ş” ya da “ß” yerine kutu görünmesi, en hızlı güven kaybettiren detaylardan biri.

Bir de site hızı: Avrupa’dan bağlanan bir ziyaretçi için sunucunuzun konumu ve içerik dağıtım ağı kullanımı, Türkiye’den bağlanana göre daha belirleyici olur.

Nereden başlamalı?

Bir ihracat sitesini en hızlı ayağa kaldıran sıra şu: önce hedef ülkeyi veriyle seçin, sonra o ülkedeki alıcının soracağı on soruyu yazın, o on soruya cevap veren sekiz-on sayfalık bir İngilizce bölüm kurgulayın, teknik veri sayfalarını PDF olarak ekleyin, formu ve bildirimleri İngilizceleştirin, hreflang’i doğru kurun. Blog ve ikinci dil bundan sonra gelir.

Kırk sayfalık eksik bir çeviriden, on sayfalık eksiksiz bir ihracat bölümü çok daha fazla iş getirir. Bunu üretim ve ihracat firmaları için site yazımızda daha geniş anlattık.

Hedef pazarınız belli ve nereden başlayacağınıza karar veremiyorsanız, bize yazın: mevcut sitenizi ve hedef ülkeyi konuşup hangi sayfaların gerçekten gerektiğini birlikte çıkaralım. Çoğu firmada liste, beklenenden kısa çıkıyor.

Bu yazıyla ilgili sayfalar

Denizli Malatya Trabzon
Bu yazıyı paylaş X LinkedIn WhatsApp