Reklam ajansları genellikle beş yöntemden biriyle ücret alır: sabit aylık yönetim bedeli, harcama üzerinden yüzde, taban artı yüzde şeklinde hibrit, performansa dayalı prim ve tek seferlik proje bedeli. Her birinin kendine özgü bir çıkar çatışması vardır. Aşağıda hangisinin ne zaman adil olduğunu ve bizim neden sabit bedeli seçtiğimizi anlatıyoruz.
Sabit aylık yönetim bedeli nasıl işler?
Ajans, harcadığınız tutardan bağımsız olarak her ay aynı meblağı alır. Kampanya bütçeniz 15.000 ₺ de olsa 90.000 ₺ de olsa yönetim kalemi değişmez. Bu modelin en büyük faydası tahmin edilebilirlik: yıllık planınızı yaparken tek bilinmeyeniniz kampanya harcaması olur.
Asıl önemli yanı ise başka: ajansın “bütçeyi artıralım” önerisinin arkasında finansal bir menfaat kalmaz. Öneri işe yarıyorsa artırırsınız, yaramıyorsa artırmazsınız; ajansın cebi iki durumda da aynıdır. Modelin zayıf noktası da var. Harcama ve kampanya sayısı çok büyüdüğünde iş yükü artar, bedel sabit kaldığı için ajans yeterli zamanı ayırmakta zorlanabilir. Dürüst çözüm, belirli bir eşiği aştığınızda bedeli yeniden konuşmaktır.
Sabit bedelde neyin dahil olduğu ayrıca yazılmalı
Rakamın kendisi tek başına yeterli değildir; karşılığında kaç kampanya kurulacağı, kaç reklam metniyle görselinin hazırlanacağı, raporun hangi sıklıkla geleceği ve hangi platformların yönetileceği de yazılmalıdır. Aksi hâlde iki farklı ajansın aynı fiyatı, tamamen farklı iki iş anlamına gelir. “Google ve Meta yönetimi” ifadesi arama, görüntülü ağ, alışveriş ve video kampanyalarının hepsini kapsıyor olabilir ya da yalnızca birini.
Yüzde modelinde oran ne oluyor?
Komisyon modelinde ajans, aylık harcamanızın belli bir oranını alır. Piyasada en çok görülen aralık yüzde 10 ile yüzde 20 arasındadır ve genelde bir taban tutar eşlik eder. Küçük markalar için girişi ucuz görünür: 20.000 ₺ harcayan bir işletme yüzde 15 ile 3.000 ₺ öder.
Buradaki çıkar çatışmasını açıkça söylemek gerekiyor. Bu modelde ajansın geliri, harcamanız büyüdükçe büyür. Harcamanın büyümesi gerekip gerekmediğinden bağımsız olarak büyür. Karşınızdaki ekip dürüst olabilir, çoğu zaman öyledir de; ama sistem, “bütçeyi yükseltelim” cümlesini söylemesi kolay, “bu kampanyayı durduralım” cümlesini söylemesi zor hâle getirir. Verimliliği artırıp aynı sonucu daha az harcamayla almak, ajansın kendi gelirini düşürmesi demektir.
Yüzde modeli ne zaman gerçekten mantıklıdır?
Harcama çok yüksek ve iş temelde alım yönetimiyse mantıklı olabilir. Aylık yüz binlerce liralık medya alımında ekip büyür, süreç karmaşıklaşır ve ölçek gerçekten emeği artırır. Küçük ve orta ölçekte ise yüzde modeli iki ucu da yakar: ajansın eline geçen tutar işi hakkıyla yapmaya yetmez, sonuç yüzeysel kalır.
Görünmeyen bir yan etkisi daha var. Bu yapıda ajans, harcaması düşük ama emeği yüksek işleri sevmez. Dar bölgeye reklam veren yerel bir hizmet işletmesi, aynı ekibin büyük bir hesabına kıyasla çok az gelir getirdiği için iş sırasında en sona düşer. Kimse bunu size söylemez, sadece dönüş süreleri uzar.
Hibrit model dengeyi kuruyor mu?
Hibritte bir taban bedel ve harcamanın üzerine eklenen küçük bir oran vardır. Örneğin 6.000 ₺ taban artı yüzde 10. Taban, ajansın küçük harcamalarda da ayakta kalmasını sağlar; oran, hesap büyüdüğünde artan emeği karşılar. Kâğıt üzerinde makul durur.
Yine de eğilim tamamen kaybolmaz, yalnızca küçülür. Oranın ağırlığı ne kadar yüksekse, harcamayı artırma yönündeki sessiz baskı da o kadar güçlüdür. Hibrit teklifi değerlendirirken tek soru şudur: toplam ücretin ne kadarı tabandan, ne kadarı yüzdeden geliyor? Yüzde payı toplamın üçte birini aşıyorsa aslında komisyon modelindesiniz, adı hibrit konmuştur.
Metne eklenebilecek basit bir güvence var: oranın uygulanacağı üst sınır. Harcama belirli bir rakamı geçtiğinde yüzdenin durması, hem ajansın büyüyen emeğini karşılar hem de sizin maliyetinizin sınırsız artmasını engeller.
Performansa dayalı ücretlendirme neden tartışma çıkarır?
Kulağa en adil gelen modeldir: ajans, ürettiği satış ya da form başına prim alır. Riski paylaşıyormuş gibi görünür. Uygulamada ise büyük bölümü atıf tartışmasına dönüşür.
Şunu düşünün: kullanıcı önce bir video reklamı izliyor, iki gün sonra markanızı arayıp organik sonuçtan giriyor, bir hafta sonra e-posta bültenindeki bağlantıya tıklayıp satın alıyor. Bu satış kimin? Ajans son tıklamayı sahiplenirse e-postayı yazan ekip itiraz eder; ilk temas modeline geçilirse başka biri itiraz eder. Kimse yalan söylemez ama herkes farklı bir ölçüm penceresine bakar.
İkinci sorun daha incedir: prim modeli, ajansı en kolay dönüşümlere yönlendirir. Marka adına verilen reklamlar ve yeniden pazarlama, zaten sizi bilen kişileri tekrar yakalar; rakam iyi görünür, gerçek büyüme durur. Yeni kitleye ulaşmak riskli olduğu için önceliğini kaybeder. Bu modeli seçecekseniz ölçüm penceresini, atıf modelini ve hangi kanalın sayıldığını metne yazın. Ajans raporunu nasıl okuyacağınız bu tartışmanın yarısını baştan çözer.
Prim yapısında bir de ölçüm sahibi sorunu vardır. Rakamları kimin panelinden okuyacağınız yazılmazsa, ödeme yapacağınız sayıyı ajansın kendi raporundan öğrenirsiniz. Ölçümün kaynağı markanın kendi analiz kurulumu ya da satış sistemi olmalı, aracı tarafın ekranı değil.
Proje bazlı ücret hangi durumda yeterli?
Bazı işler devamlılık istemez: hesap kurulumu, dönüşüm izlemenin doğru kurgulanması, mevcut kampanyaların denetlenmesi, ekibinize eğitim verilmesi. Bunlar tek seferlik bedelle alınır ve biter. Yanlış olan, sürekli optimizasyon gerektiren bir işi proje gibi satın almaktır; kurulumdan sonra kimse kampanyaya bakmazsa performans birkaç hafta içinde erimeye başlar.
Denetim ayrı bir başlıktır ve bazen en faydalısıdır. Mevcut hesabınıza dışarıdan bakılması; yanlış kurgulanmış dönüşümlerin, boşa giden arama terimlerinin ve birbirini yiyen kampanyaların tespit edilmesi tek seferlik bir çalışmadır. Sonucunda yönetimi kendi ekibinize bırakabilirsiniz, bu da meşru bir tercihtir.
Beş model 20.000 ₺ harcamada nasıl görünüyor?
Aşağıdaki tabloda tüm örnekler aylık 20.000 ₺ medya harcaması varsayımıyla hesaplandı. Toplam maliyet sütunu, harcama ile yönetim bedelinin toplamıdır.
| Model | Nasıl işler | Avantajı | Çıkar çatışması riski | Hangi harcama aralığında mantıklı | 20.000 ₺ harcamada toplam |
|---|---|---|---|---|---|
| Sabit aylık bedel | Harcamadan bağımsız sabit tutar | Öngörülebilir; öneriler bütçeden etkilenmez | Düşük; ancak hesap çok büyürse ayrılan zaman yetmeyebilir | 10.000 ₺ ile 150.000 ₺ arası | 20.000 ₺ + 9.000 ₺ = 29.000 ₺ |
| Harcama yüzdesi | Harcamanın yüzde 10 ile 20’si | Küçük harcamada giriş bedeli düşük | Yüksek; gelir harcamayla birlikte artar | 150.000 ₺ üzeri medya alımı | 20.000 ₺ + 3.000 ₺ = 23.000 ₺, yüzde 15 ile |
| Hibrit | Taban tutar artı küçük oran | Küçük hesapta ajansı, büyük hesapta sizi korur | Orta; oranın ağırlığı kadar | 50.000 ₺ ile 300.000 ₺ arası | 20.000 ₺ + 6.000 ₺ taban + 2.000 ₺ oran = 28.000 ₺ |
| Performansa dayalı | Düşük taban artı satış veya form primi | Risk paylaşılır | Yüksek; atıf tartışması ve kolay dönüşüme kayma | Ölçümü net, tek kanallı, yüksek hacimli satış | 20.000 ₺ + 4.000 ₺ taban + prim; dönüşüm adedine göre değişir |
| Proje bazlı | Kurulum, denetim veya eğitim için tek bedel | Süreklilik taahhüdü yok | Düşük; ama kimse sonrasını takip etmez | Kurulum ve denetim işleri | 20.000 ₺ + o ayki proje bedeli, sonraki aylarda yönetim yok |
Yönetim bedelinin karşılığında ne yapılıyor?
Model tartışmasının altındaki asıl soru şudur: aylık bedel hangi emeğin karşılığı? Bizim tarafımızda kalemler şunlar: kampanya kurulumu ve yapılandırması, anahtar kelime ile hedef kitle çalışması, reklam metinleri ve görsellerinin hazırlanması, dönüşüm izlemenin doğru çalıştığının kontrolü, düzenli teklif ile bütçe ayarları, işe yaramayan arama terimlerinin ayıklanması, aylık raporlama ve değerlendirme görüşmesi.
Bunların hiçbiri bir kerede biten iş değildir. Bir hesabın ilk ayı kurulumla, ikinci ayı veri toplamayla, üçüncü ayı ayıklamayla geçer. Seçilen model ne olursa olsun, düzenli emek istemeyen bir reklam hesabı yoktur. Tüm hizmet bedellerimizi fiyatlandırma sayfamızda açık şekilde yayımlıyoruz.
üçbiriki creative hangi modeli kullanıyor?
Biz tek bir yöntem uyguluyoruz: sabit aylık yönetim bedeli, 9.000 ₺. Medya harcaması bu tutarın tamamen dışındadır ve doğrudan müşterinin kendi kartından, kendi adına açılmış hesaplardan ödenir. Faturamızda yalnızca emeğimizin karşılığı görünür; harcanan parayı üzerimizden geçirmeyiz.
Gerekçesi basit. Elimizdeki en değerli tavsiye bazen “bu kampanyayı kapatalım” ya da “bu ay harcamayı düşürelim” oluyor. Geliri harcamaya bağlı bir yapıda bu cümleyi kurmak insanın kendi aleyhine konuşması demektir. Sabit bedel, o cümleyi maliyetsiz hâle getiriyor. Aynı sebeple hesapların mülkiyetini de kendimizde tutmuyoruz; nedenini reklam bütçesinin gerçek maliyeti yazısında ayrıntılarıyla anlattık.
Modelin dürüst olması için bir eşiği de yazmak gerekiyor: harcama ayda 150.000 ₺ bandını aşarsa kampanya sayısı ve raporlama yükü büyüdüğü için bedeli yeniden konuşuruz. Bunu baştan söylemek, sonradan sessizce zam istemekten iyidir.
Teklifleri karşılaştırırken nelere bakmalısınız?
Fiyat listesindeki rakamı değil, sorunun cevabını karşılaştırın. Dört şey sorun: ücret harcamaya bağlı mı, platform ödemesini kim yapıyor, hesaplar kimin adına açılıyor, ücret hangi koşulda artıyor. Aynı işe iki teklif aldığınızda ucuz görünen genellikle yüzde modelidir ve harcama büyüdükçe pahalıya döner.
İkinci bir kontrol: metinde bedelin hangi kalemleri kapsamadığı yazıyor mu? Görsel ve video üretimi çoğu zaman kampanya yönetiminin dışındadır. Açılış sayfası hazırlanması da öyle. Bu kalemler sonradan gündeme geldiğinde “ben dahil sanıyordum” cümlesi kurulmasın diye baştan sorulmalıdır.
Karşınızdaki ekibe şunu sormaktan çekinmeyin: “Harcamamı yarıya indirmemi önermeniz gerekse, bu sizin gelirinizi düşürür mü?” Cevap evetse, aldığınız tavsiyeyi o çerçevede değerlendirin. Soruyu rahatsız olmadan cevaplayan bir ekiple çalışmak, cevabın kendisinden bile değerlidir.
Reklam yönetimi hizmetimizin kapsamı ve neyin dahil olmadığı tek sayfada yazılıdır. Kendi rakamlarınızla hangi modelin size uygun olduğunu konuşmak isterseniz teklif formundan yazın; mevcut hesabınıza bakıp gerçekçi bir tablo çıkaralım.



